ABD’de LaGuardia Havalimanı’nda meydana gelen ve iki pilotun hayatını kaybettiği CRJ-900 kazası, geçen yıl Hong Kong’da ACT Airlines’a ait Boeing 747 kargo uçağının yer aracıyla çarpıştığı olayla birlikte küçük ve büyük gövdeli uçakların kokpit güvenliğini yeniden gündeme getirdi.
Her iki olayda da uçaklar pistte bulunan yer araçlarıyla çarpışırken sonuçların farklı olması dikkat çekti. Hong Kong’daki olayda Boeing 747’nin yüksek kokpit yapısı ve büyük gövdesi pilotların hayatta kalmasını sağlarken, ABD’deki kazada daha küçük gövdeli Bombardier CRJ-900’ün kokpitinin doğrudan darbe alması sonucu iki pilot hayatını kaybetti.
Yetkililerden alınan bilgiye göre Air Canada adına sefer yapan bölgesel yolcu uçağı CRJ-900, LaGuardia Havalimanı’na inişinin ardından pistte ilerlediği sırada havaalanı kurtarma ve yangınla mücadele (ARFF) aracına çarptı. Çarpışmanın etkisiyle uçağın burun ve kokpit bölümü ağır hasar gördü. Kazada kaptan pilot ile ikinci pilot hayatını kaybederken, uçakta bulunan yolcular ve kabin ekibinden yaralananlar hastanelere kaldırıldı. Olayın ardından havalimanında uçuşlarda kısa süreli aksama yaşandı.

GENİŞ GÖVDELİ UÇAK KAZLARINDA PİLOTLARIN HAYATTA KALMA ORANI YÜKSEK
Havacılık uzmanları, iki olayın uçak tasarımı açısından önemli bir farkı ortaya koyduğunu belirtiyor. Geniş gövdeli uçaklarda kokpitin yerden daha yüksek konumda bulunması ve gövde yapısının daha güçlü olması, yer araçlarıyla yaşanan çarpışmalarda pilotların hayatta kalma ihtimalini artırabiliyor.
Buna karşılık bölgesel jet kategorisindeki daha küçük uçaklarda kokpitin yere daha yakın olması ve burun bölümünün daha kısa olması nedeniyle çarpışmalar doğrudan pilot kabinine etki edebiliyor.
ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB) ile Federal Havacılık İdaresi (FAA), LaGuardia’daki kazanın nedenine ilişkin soruşturmayı sürdürüyor. İlk değerlendirmelere göre çarpışmanın, pistte görev yapan yer aracıyla koordinasyon sırasında meydana geldiği değerlendiriliyor.

