Çin’in yerli yolcu uçağı programı kapsamında geliştirilen COMAC C919 modelinin üretimi, motor tedariki ve nitelikli iş gücü eksikliği nedeniyle hedeflenen seviyenin gerisinde kaldı.
Çinli uçak üreticisi COMAC, 2026 itibarıyla müşterilerine yalnızca 5 uçak teslim edebildi. Programın hizmete girmesinden bu yana toplam teslimat sayısı 37’ye ulaştı. Uçakların büyük bölümü ülkenin üç büyük hava yolu şirketi tarafından işletiliyor. China Eastern Airlines 15, Air China 11 ve China Southern Airlines 10 adet C919 filosuna kattı. Ayrıca bir adet uçak da demonstrasyon amaçlı kullanılıyor.
TEMEL SORUN YAPISAL NİTELİK TAŞIYOR
South China Morning Post’un haberine göre programdaki temel sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Uçağın gövdesinde yüksek oranda yerlileşme sağlanmış olsa da, motor ve aviyonik gibi kritik bileşenlerde dışa bağımlılık sürüyor. Özellikle CFM LEAP-1C motorları ve bazı elektronik sistemlerin Batılı tedarikçilerden sağlanması, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri aksaklıkları nedeniyle teslimat süreçlerini olumsuz etkiliyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ve ismi açıklanmayan bir COMAC yetkilisi, “Başlangıçta C919 teslimatlarını artırmanın kolay olacağı düşünülüyordu ancak bunun fazla iyimser bir yaklaşım olduğu anlaşıldı” ifadelerini kullandı.
Üretim sürecini yavaşlatan bir diğer önemli unsur ise nitelikli iş gücü eksikliği oldu. Özellikle yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda yeterli sayıda personel bulunamaması, üretim hızını sınırlayan faktörler arasında yer aldı.
75 UÇAK TESLİMATI PLANLANDI 15 UÇAK TESLİM EDİLDİ
COMAC, 2025’te başlangıçta planlanan 75 uçağa karşılık yalnızca 15 teslimat gerçekleştirebildi. Şirket, 2026 hedefini 28 uçağa düşürmesine rağmen mevcut üretim temposu bu hedefin de gerisinde seyrediyor.
Öte yandan Çin, dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli uçak motoru CJ-1000A geliştirme çalışmalarını hızlandırdı. C919 programında yaşanan gelişmeler, Boeing ve Airbus’a rakip olabilecek bir sivil yolcu uçağı üretmenin yalnızca teknolojik kapasiteyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda güçlü ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri ile stratejik bağımsızlık gerektirdiğini ortaya koyuyor.

