Sistem, Rusya’nın St. Petersburg kentindeki Pulkovo Havalimanı’nda denendi. Uygulamanın, 2026’nın ikinci yarısında ticari olarak hizmete girmesi planlanıyor.
Yeni sistem kapsamında yolcuların pasaport veya basılı biniş kartı göstermesine gerek kalmıyor. Biyometrik turnikede yüz tanıma işlemi gerçekleştirildikten sonra yolcu, önce güvenlik kontrolünden, ardından doğrudan uçağa geçebiliyor.
Yetkililer, mevcut uygulamalarda zaten QR kodlu dijital biniş kartlarının kullanıldığını, biyometrik sistemde ise yolcunun yüzünün benzersiz bir kimlik doğrulama unsuru olarak görev yaptığını belirtiyor. Sistem, yolcunun ilgili uçuşa kayıtlı olup olmadığını veri tabanı üzerinden otomatik olarak kontrol ediyor.
Biyometrik veriler, Rusya’da devlet tarafından işletilen Birleşik Biyometrik Sistem’de (EBS) saklanıyor. Sistem, Birleşik Kimlik ve Doğrulama Sistemi (ESIA) ile entegre çalışarak yolcunun kimlik bilgilerini doğruluyor. Bu sayede kontrol noktalarında pasaport ibrazı gerekmiyor.
Uygulamanın temel hedefleri arasında güvenliğin artırılması, sahte belgelerle geçişin önlenmesi, personel üzerindeki iş yükünün azaltılması ve havalimanlarındaki kuyrukların kısaltılması yer alıyor. Ayrıca, yolcuların güvenlik kontrollerinden daha hızlı geçerek terminalin “temiz alanında” daha fazla zaman geçirmesinin, havalimanlarının havacılık dışı gelirlerini artırabileceği ifade ediliyor.
Aeroflot yetkilileri, biyometrik geçiş süresinin halihazırda yaklaşık 10 saniye olduğunu, sistemin devreye alınmasına kadar bu sürenin daha da kısaltılmasının hedeflendiğini bildirdi.


