Avrupa Kokpit Birliği (ECA) tarafından 32 ülkeden yaklaşık 7 bin 200 pilotun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, uçuş ekiplerinde yorgunluk ve uçuş sırasında istemsiz uyuklama sorununu gündeme taşıdı.
The Guardian’ın haberine göre araştırmaya katılan pilotların yüzde 76,8’i son dört hafta içinde uçuş sırasında en az bir kez mikrouyku yaşadığını bildirdi.
Araştırmada, pilotların yüzde 24’ü uçuş görevini yerine getiremeyecek kadar yorgun hissetmelerine rağmen uçuşa devam ettiklerini belirtirken, yüzde 52’si son üç ay içinde yorgunluk nedeniyle uçuş görevini kabul etmemeleri gerektiğini düşündükleri en az bir uçuş gerçekleştirdiklerini ifade etti.
PİLOTLARDA YORGUNLUK UÇUŞ EMNİYETİNİ ETKİLEYEBİLİYOR
Mikrouyku, kişinin farkında olmadan kısa süreliğine uykuya dalması olarak tanımlanıyor. Uçuş sırasında yaşanabilecek bu durum, pilotun dikkatini ve çevresel farkındalığını olumsuz etkileyebiliyor.
Araştırma, pilotların yorgunluk bildiriminde bulunma konusunda yaşadığı sorunları da ortaya koydu. Bulgular, bazı pilotların yorgunluk nedeniyle uçuşa elverişli olmadıklarını bildirmek yerine görevlerini sürdürdüklerine işaret etti.
UÇUŞ SIRASINDA KONTROLLÜ DİNLENME MÜMKÜN
Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansının (EASA) operasyon kurallarına göre, uçuş sırasında beklenmedik yorgunluk yaşayan pilotlar, belirli koşullar altında kokpitte kontrollü dinlenme prosedüründen yararlanabiliyor.
Kaptan pilot tarafından organize edilen bu uygulama, iş yükünün uygun olması ve havayolunun operasyon el kitabında ilgili prosedürün bulunması şartıyla gerçekleştirilebiliyor. Dinlenen pilotun görevlerini üstlenen diğer pilotun uçağın kontrolünü her zaman sağlayabilecek durumda olması gerekiyor.
EASA kurallarında, kontrollü dinlenme süresinin en fazla 45 dakika olması ve ardından pilotun yeniden göreve başlamadan önce 20 dakikalık toparlanma süresi geçirmesi öngörülüyor.
Kontrollü dinlenme, pilotların istemsiz şekilde uyuyakalmasından farklı olarak, uçuş emniyetini korumaya yönelik kurallara bağlı bir uygulama olarak öne çıkıyor.
Araştırma sonuçları, uçuş ekiplerinde yorgunluğun yönetilmesi, yeterli dinlenme imkanlarının sağlanması ve emniyet bildirimlerinin desteklenmesinin önemini bir kez daha gündeme getirdi.

