
FAA, bu davranışın tahliye verimliliğini ciddi şekilde azalttığını, duman, yangın veya yapısal hasarın söz konusu olduğu zamanla yarışılan acil durumlarda yaralanma riskini artırdığını ve hayatta kalma olasılığını düşürdüğünü bildirdi.
Zorunlu düzenleme getirmeyen FAA, havayolu şirketlerine bir dizi tavsiyede bulundu.
Buna göre acil durum tahliye prosedürleri, mürettebat eğitimleri ve kabin içi komutlar gözden geçirilerek, yolcuların tüm el bagajlarını geride bırakmaları gerektiği açık biçimde vurgulanacak.
Uçuş öncesi güvenlik bilgilendirmelerinin de güncellenmesi istenirken, acil durumlarda el bagajlarının istisnasız şekilde uçakta bırakılması gerektiğini belirten kısa ve net mesajların kullanılması tavsiye edildi. Ayrıca havaalanı terminallerinde, doğru tahliye davranışlarını gösteren ve mürettebat talimatlarına uyulmamasının sonuçlarını anlatan posterler ile görsel içeriklerin sergilenmesi önerildi.
FAA, yolcu eğitiminde “ortak sorumluluk” vurgusu yapan ve herkesin bagajını bırakmasının normal bir davranış olduğunu pekiştiren mesajların önemine de dikkat çekti. Kurum, “Herkesin güvenli şekilde çıkmasına yardımcı olun, çantalarınızı bırakın” gibi sloganların kullanılmasını ve dil engellerini aşacak sembol ile görsellerden yararlanılmasını tavsiye etti.
90 SANİYEDE TAHLİYE SAĞLANMALI
Uçaklar, acil çıkışların yalnızca yarısı kullanılabilir olsa dahi 90 saniye içinde tahliye edilecek şekilde tasarlanıyor. Ancak son dönemde yaşanan gerçek tahliye olaylarında bu sürenin ciddi biçimde aşıldığı belirtiliyor. Uçak üreticilerinin geçmişte yaptığı tahliye testlerinde, yolcuların üst dolapları açarak ağır çantalarını almaya çalışması gibi senaryoların dikkate alınmadığına da dikkat çekiliyor.
Öte yandan, dünya genelindeki havayollarının büyük bölümünü temsil eden Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), bu yılın ilerleyen dönemlerinde yolcuların tahliye sırasında bagajlarını almak istemesinin arkasındaki psikolojik nedenleri inceleyen kapsamlı bir araştırma başlatmayı planlıyor.
ÖLÜMCÜL DURUM YAŞANMADAN TEDBİR ALINMALI
IATA Güvenlik Direktörü Nick Careen, konunun psikolojik boyutunun anlaşılmasının davranış değişikliği açısından kritik olduğunu belirterek, “Bu davranış değiştirilebilir mi ve insanları doğru olanı yapmaya nasıl teşvik edebiliriz, bunu anlamak istiyoruz” dedi.
Careen, şimdiye kadar can kaybı yaşanmamasının bir şans olduğunu vurgulayarak, “Amacımız bu durum ölümcül sonuçlar doğurmadan önce önlem almak” ifadesini kullandı.
Daha önce yapılan araştırmalar ise yolcu davranışlarını değiştirmenin zor olacağını ortaya koyuyor. Birleşik Krallık Kraliyet Havacılık Derneği’nin 2018’de yaptırdığı çalışmaya göre İngiliz yolcuların yüzde 75’i kendilerini doğrudan tehlikede hissetmedikleri durumlarda tahliye sırasında bagajlarını almak için duracaklarını belirtti. Katılımcıların yüzde 35’i ise risk algısına rağmen bu davranışı sürdüreceğini ifade etti. Araştırmada, yolcuların önemli bölümünün eşyalarını içgüdüsel olarak almak istediği, havayollarının bagajları geri teslim edeceğine güvenmediği ve yeniden eşya temin etme sürecini zahmetli bulduğu da tespit edildi.
Uzmanlar, güvenlik bilgilendirmelerinin giderek eğlence ve tanıtım odaklı hale geldiği bir ortamda, yolcuların bu hayati mesajları ciddiye almasını sağlamanın havacılık sektörü için önemli bir sınav olmaya devam ettiğini belirtiyor.
Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.

