IATA’dan uçuş emniyetinde kritik uyarılar: GNSS saldırıları, pist ihlalleri ve personel açığı gündemde

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) İstanbul’da düzenlediği World Safety & Operations Conference kapsamında konuşan IATA Operasyonlar, Güvenlik ve Emniyetten Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Nick Careen, küresel havacılığın karşı karşıya bulunduğu yeni emniyet risklerine dikkat çekti.

Careen, havacılıkta emniyet performansının uzun vadede önemli ölçüde geliştiğini rakamlarla ortaya koydu. Sunumunda paylaşılan verilere göre, 2015 yılında her 3,5 milyon uçuşta bir ölümcül kaza yaşanırken, 2025 yılında bu oran her 5,6 milyon uçuşta bir ölümcül kazaya kadar iyileşti. Buna karşın Careen, 2025 yılında uçaklarda 394 kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekerek emniyet konusundaki çalışmaların devam etmesi gerektiğini vurguladı.

GNSS karıştırma yüzde 67 GPS yanıltma yüzde 119 arttı

Careen’in üzerinde özellikle durduğu konulardan biri, uçakların seyrüsefer sistemlerini etkileyebilen GNSS müdahaleleri oldu.

Careen’in paylaştığı verilere göre, bildirilen GNSS sinyal karıştırma (jamming) olayları 2025 yılında 2023’e kıyasla yüzde 67 artarken, GPS yanıltma (spoofing) vakalarında yüzde 119 artış kaydedildi.

Teknolojiye bağımlılığın arttığı bir dönemde sistemlerin devre dışı kalması veya yanıltıcı veri üretmesi ihtimaline karşı havacılığın hazırlıklı olması gerektiğini belirten Careen, sistem yedekliliğinin artırılması, alternatif prosedürlerin geliştirilmesi ve çalışanların eğitilmesinin önemine işaret etti.

IATA’nın ilgili paydaşlarla birlikte GNSS Dayanıklılık Planı’nı (GNSS Resilience Plan) hayata geçirdiğini belirten Careen, planın GNSS müdahalelerinin daha iyi izlenmesi ve tespit edilmesi, yedek altyapının güçlendirilmesi ile sivil-asker koordinasyonunun artırılmasına odaklandığını söyledi.

Careen ayrıca devlet kaynaklı GNSS müdahalelerini kınadıklarını ve sorunun çözümü için somut adımlardan oluşan bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

Careen: Teknoloji tek başına yeterli değil

Teknolojinin uçuş emniyetindeki önemine dikkat çeken Careen, buna rağmen teknolojinin tek başına çözüm olmadığını vurguladı.

Yeni teknolojilerin değerlendirilmesinde üç temel sorunun sorulması gerektiğini belirten Careen; teknolojinin insanların çevrelerinde olup biteni daha iyi anlamalarını sağlayıp sağlamadığına, daha doğru karar vermelerine yardımcı olup olmadığına ve sistem kullanılamaz hale geldiğinde operasyonun emniyetli şekilde sürdürülüp sürdürülemeyeceğine bakılması gerektiğini söyledi.

IOSA kapsamındaki havayollarında kaza oranı daha düşük

Careen, küresel standartların yalnızca oluşturulmasının değil, dünyanın her yerinde aynı şekilde uygulanmasının kritik olduğuna dikkat çekti.

IATA’nın IOSA sistemiyle sicilde bulunan 449 havayolu için ortak bir standart oluşturduğunu belirten Careen, IOSA kapsamındaki operatörlerde yaklaşık 1,1 milyon uçuşta bir kaza yaşanırken, IOSA kapsamı dışındaki operatörlerde bu oranın yaklaşık 400 bin uçuşta bir kaza seviyesinde olduğunu söyledi.

Careen’e göre bu fark, ortak küresel standartların ve bu standartların tutarlı biçimde uygulanmasının uçuş emniyetindeki önemini açık şekilde gösteriyor.

Havacılık otoritelerinde kaynak ve teknik personel sorunu

Careen, uçuş emniyetinin geliştirilmesinin yalnızca havayollarının veya hükümetlerin tek başına üstlenebileceği bir görev olmadığını vurgularken iki önemli probleme dikkat çekti.

Bunlardan ilkinin, uçuş emniyeti gözetiminden sorumlu otoritelerin yeterli kaynaklara sahip olmakta zorlanması, ikincisinin ise nitelikli teknik personel eksikliği olduğunu belirtti.

Careen, sektörün tüm kaynak ve personel açıklarını tek başına kapatamayacağını ancak birlikte hareket ederek karar vericiler ve kurumlar üzerinde olumlu etki oluşturabileceğini ifade etti.

“Kaza raporu gecikirse boşluğu spekülasyon dolduruyor”

Kaza soruşturmalarının zamanında tamamlanmasının önemine de dikkat çeken Careen, özellikle sosyal medya çağında resmi bilgilerin gecikmesinin ciddi bir problem oluşturduğunu söyledi.

Careen, “Bir kaza raporu geciktiğinde ortaya çıkan bilgi boşluğunu spekülasyonlar dolduruyor. Bunun örneklerini sosyal medyada neredeyse her gün görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Mevcut standartların teknolojik gelişmeler ve değişen operasyonel şartlara göre güncellenmesi gerektiğini belirten Careen, artık işlevini yitirmiş standartların değiştirilmesi veya kaldırılması gerektiğini söyledi.

Pist ihlallerine karşı “Say again” kültürü

Careen’in konuşmasında öne çıkan bir başka başlık ise pist ihlalleri (runway incursions) oldu.

Pist ihlallerinin önlenmesinde insan, teknoloji ve standartların birlikte çalışması gerektiğini belirten Careen, açık ve net iletişimin önemini vurguladı.

Careen, taraflardan herhangi birinin tereddüt yaşadığında çekinmeden “Say again – Tekrar edin” diyebileceği bir emniyet kültürünün oluşturulmasının pist ihlallerinin önlenmesinde önemli rol oynayabileceğini söyledi.

Gelişmekte olan bir çatışmayı erkenden tespit ederek ilgili kişileri uyaran teknolojilerin de riski azaltabileceğini belirten Careen, havalimanı altyapısının küresel standartlara uygun tasarlanması, işletilmesi ve denetlenmesinin üçüncü önemli unsur olduğunu kaydetti.

Careen mesajını üç kavramla özetledi:

“İnsan, teknoloji ve standartlar.”

Bu üç unsurun birbirinden bağımsız öncelikler olmadığını, aynı emniyet sisteminin parçaları olduğunu vurgulayan Careen, “Uçuş emniyetinde bir sonraki büyük sıçrama; insan, teknoloji ve standartlardan herhangi birini tek başına geliştirmekten değil, üçünün birlikte daha iyi çalışmasını sağlamaktan gelecek” mesajını verdi.

IATA’dan uçuş emniyetinde kritik uyarılar: GNSS saldırıları, pist ihlalleri ve personel açığı gündemde
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Herdem Aviation ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!