SunExpress Üst Yöneticisi (CEO) Marcus Schnabel, İspanya’daki IESE Business School’da düzenlenen oturumda, profesyonel kariyerinde aldığı kararlar, karşılaştığı zorluklar ve kritik dönüm noktalarına ilişkin deneyimlerini paylaştı.
Schnabel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, geçen hafta IESE Business School’da kendi liderlik yolculuğunun vaka çalışması üzerine gerçekleştirilen tartışma oturumuna katıldığını belirtti.
TARTIŞMANIN ODAĞINDA KÜLTÜR VE STRATEJİ İLİŞKİSİ VARDI
Üst düzey yöneticilerin kariyerlerini şekillendiren kararları, zorlukları ve kritik anlara ilişkin değerlendirmelerini dinlemenin önemli bir öğrenme fırsatı sunduğunu ifade eden Schnabel, oturumun kendisi için de değerli bir deneyim olduğunu kaydetti.
Schnabel, tartışmanın ana temasının ‘kültür ve strateji arasındaki ilişki’ olduğunu belirterek, sürdürülebilir başarının bu iki unsurun aynı yönde ilerlemesini gerektirdiğini vurguladı.
En iyi stratejinin dahi onu destekleyen doğru kurum kültürü olmadan başarıya ulaşmasının zor olduğunu aktaran Schnabel, kültürün ise güçlü ve net bir stratejik hedef doğrultusunda yönlendirildiğinde en büyük etkiyi oluşturduğunu ifade etti.

“GERÇEK İŞ BİRLİĞİ GÜVEN VE ŞEFFAFLIK GEREKTİRİYOR”
İş birliğinin kurum kültüründeki önemine de değinen Schnabel, gerçek iş birliğinin, çalışanların kendilerini güvende hissettiği, farklı bakış açılarının aktif şekilde arandığı ve karar alma süreçlerinin şeffaf olduğu bir çalışma ortamı oluşturmayı gerektirdiğini belirtti.
Schnabel, değişim ve baskı dönemlerini en iyi yöneten kuruluşların, iş birliğini yalnızca bir kurumsal değer olarak ifade etmekle kalmayıp güven ve tutarlı uygulamalarla bunu günlük çalışma kültürünün bir parçası haline getiren şirketler olduğunu kaydetti.

SCHNABEL’DEN IESE VE LUFTHANSA GROUP MESLEKTAŞLARINA TEŞEKKÜR
IESE Business School’a teşekkür eden Schnabel, özellikle Yih-Teen Lee ve Rudolf Repgen’e çalışmalar boyunca gösterdikleri ‘adanmışlık, merak ve bağlılık’ için teşekkürlerini iletti.
Schnabel ayrıca, Lufthansa Group’taki meslektaşlarına ve özellikle Jürgen Siebenrock’a, sürecin başından itibaren verdikleri destek dolayısıyla teşekkür etti.

