Macaristan merkezli düşük maliyetli hava yolu Wizz Air, daha önce 2030 yılı için belirlediği 500 uçaklık filo hedefini revize ederek bu tarihte 335 uçaklık filoya ulaşmayı planlıyor.
Şirket, 17 Eylül’de düzenlediği Capital Markets Day kapsamında yeni stratejisini açıkladı. Buna göre Wizz Air, 2030’a kadar filosunu 335 uçağa çıkarmayı, yıllık yolcu sayısını 127 milyona ve gelirini 10 milyar avroya yükseltmeyi hedefliyor. Şirket ayrıca 2030 için yüzde 10 EBIT marjı öngörüyor.
WIZZ 500 HEDEFİ REVİZE EDİLDİ
Wizz Air daha önce “Wizz 500” stratejisi kapsamında 2030 yılı sonunda 500 uçaklık filoya ulaşmayı planlıyordu. Şirketin önceki planında hızlı filo büyümesi ve Avrupa genelinde kapasitenin önemli ölçüde artırılması öngörülüyordu.
Yeni stratejiyle birlikte şirket, büyüme hızını daha kontrollü bir seviyeye çekerek kârlılık ve operasyonel verimliliğe daha fazla ağırlık verecek. Reuters’a göre Wizz Air’in strateji değişikliğinde Pratt & Whitney GTF motorlarındaki sorunların yol açtığı uçak yerde kalmaları, jeopolitik gelişmeler ve özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar etkili oldu.
GTF MOTORLARI FİLOYU ETKİLEDİ
Wizz Air’in Airbus A320neo ve A321neo uçaklarında kullanılan Pratt & Whitney GTF motorları, zorunlu inceleme ve bakım programları nedeniyle şirketin filosunda uzun süreli kapasite kayıplarına yol açtı. Wizz Air’in daha önce yayımladığı raporlarda, 2024 başında 40 ila 45 uçağın motor kontrolleri nedeniyle yerde kaldığı belirtilmişti.
Şirket, 2026 mali yılı sonunda 262 Airbus A320 ve A321 ailesi uçağı işletiyordu. Haziran 2026’da ise günlük uçuş sayısının 1.200’e ulaştığını ve filosunun 267 uçağa çıktığını açıklamıştı.
MERKEZİ VE DOĞU AVRUPA’YA ODAKLANACAK
Yeni stratejide Wizz Air’in özellikle Orta ve Doğu Avrupa’daki büyüme fırsatlarına odaklanması bekleniyor. Şirket, daha önceki agresif kapasite artışına kıyasla sermaye kullanımı, kârlılık ve operasyonel dayanıklılığı daha fazla öne çıkaracak.
Wizz Air’in revize ettiği filo hedefi, 2030 için daha önce açıklanan 500 uçaklık planın yaklaşık üçte bir oranında altında bulunuyor. Bu değişiklik, Avrupa’daki düşük maliyetli hava yolu sektöründe kapasite büyümesinden kârlılığa daha fazla ağırlık verilen yeni dönemin göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

