Pegasus Hava Yolları Üst Yöneticisi (CEO) Güliz Öztürk, küresel havacılık sektörünün artan jeopolitik riskler, tedarik zinciri sorunları ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle daha esnek bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Artık tek bir bütçeyle ya da tek bir senaryoyla ilerlemek mümkün değil. Havacılıkta B planı artık bir tercih değil, zorunluluk.” dedi.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliğinin (IATA) 82. Yıllık Genel Kurulu kapsamında düzenlenen CEO panelinde konuşan Öztürk, sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yaklaşık 30 yıllık havacılık deneyimine sahip olduğunu belirten Öztürk, sektörün Körfez Savaşı, 11 Eylül saldırıları, küresel finans krizi ve COVID-19 salgını gibi birçok büyük krizden geçtiğini hatırlattı.
Pandemi sonrasında planlama anlayışının köklü şekilde değiştiğini vurgulayan Öztürk, şirketlerin artık farklı senaryolara göre hazırlanan alternatif iş planlarıyla hareket ettiğini ifade etti.
Öztürk, “En kötüsüne göre hazırlık yapıyor, en iyi sonucu umut ediyoruz. Gelen verilere göre farklı senaryoları hızla devreye alabilecek esnek bir yapı oluşturduk.” ifadelerini kullandı.

Yakıt maliyetlerinde 24 aylık risk yönetimi
Havayolu şirketlerinin en büyük maliyet kalemlerinden birinin yakıt olduğunu belirten Öztürk, fiyat dalgalanmalarının etkisini azaltmak amacıyla uzun vadeli koruma stratejileri uyguladıklarını söyledi.
Pegasus bünyesinde faaliyet gösteren “hedging” komitesinin yaklaşık 24 aylık perspektifle çalıştığını aktaran Öztürk, şirketin yakıt ihtiyacının önemli bölümünün finansal koruma altına alındığını, kalan kısmın ise piyasa koşullarına göre esnek şekilde yönetildiğini kaydetti.
Motor ve uçak teslimatlarındaki gecikmeler sektörü zorluyor
Konuşmasında küresel uçak üretimindeki aksamalara da değinen Öztürk, özellikle yeni nesil motorlarda yaşanan teknik sorunlar ile üretim gecikmelerinin havayollarını ciddi şekilde etkilediğini söyledi.
Üretici firmalarla sürekli temas halinde olduklarını belirten Öztürk, “Sorunları mahkemelerde değil, müzakere masasında çözmek gerekiyor.
Üreticilerin de güçlü kalması sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
Öztürk, en büyük zorluklardan birinin ise operasyonel gecikmeleri ve uçak teslimatındaki aksaklıkları yolculara doğru şekilde anlatabilmek olduğunu ifade etti.
Yapay zeka yatırımları hız kazanıyor
Pegasus’un teknoloji yatırımlarına da değinen Öztürk, şirketin 2023 yılında ABD’nin San Francisco kentinde kurduğu inovasyon merkezi aracılığıyla girişim ekosistemini yakından takip ettiğini söyledi.
Yapay zekanın operasyonlarda aktif şekilde kullanılmaya başlandığını belirten Öztürk, pilot anonslarının farklı dillere yapay zeka destekli ses klonlama teknolojisiyle aktarılması uygulamasını örnek gösterdi.
Üretken yapay zekanın önümüzdeki dönemde seyahat planlama alışkanlıklarını kökten değiştirebileceğini ifade eden Öztürk, çevrim içi seyahat acenteleri ile mobil uygulamaların iş modellerinin dönüşebileceğini, havayollarının ise operasyon ve müşteri deneyimine daha fazla odaklanacağını dile getirdi.
Smartwings yatırımı Avrupa büyümesinin parçası
Pegasus’un Çek Cumhuriyeti merkezli Smartwings’e yönelik yatırım sürecine de değinen Öztürk, bu adımın Avrupa pazarındaki ağ çeşitliliğini artırmayı hedeflediğini belirtti.
Şirketin kısa vadede yeni satın alma planı bulunmadığını kaydeden Öztürk, önceliklerinin mevcut yatırımların kurumsal ve operasyonel entegrasyonunu başarıyla tamamlamak olduğunu söyledi.

“SAF üretimi sadece havayollarının sorumluluğu değil”
Sürdürülebilirlik hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, küresel havacılığın karbon emisyonlarındaki payının sınırlı olmasına rağmen sektörün oldukça yoğun düzenlemelerle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.
Pegasus’un yaklaşık 5,2 yaş ortalamasına sahip genç filosunun yakıt verimliliği açısından önemli avantaj sağladığını belirten Öztürk, 2050 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşılabilmesi için yalnızca havayollarının değil, hükümetlerin, enerji şirketlerinin ve yakıt üreticilerinin de sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) üretimini artıracak teşvik mekanizmalarını devreye alması gerektiğini vurguladı.
Öztürk, havacılık sektörünün geleceğinde dijitalleşme, yapay zeka, sürdürülebilirlik ve esnek kriz yönetiminin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olacağını sözlerine ekledi.

