Dünyanın en köklü havayolu şirketlerinden Air France, bugün 93. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. 30 Ağustos 1933’te kurulan Fransız bayrak taşıyıcı havayolunun hikâyesinde ise havacılık gazetecileri açısından oldukça dikkat çekici bir ayrıntı bulunuyor: “Air France” adının fikir babası bir havacılık gazetecisi.
Fransa’da 1930’lu yılların başında hava taşımacılığının tek bir ulusal yapı altında toplanması için önemli bir dönüşüm başlatıldı. Dönemin Havacılık Bakanı Pierre Cot’nun girişimleriyle Air Orient, Air Union, Lignes Farman ve CIDNA’nın birleşmesi, ardından Aéropostale’nin varlıklarının da yapıya katılmasıyla yeni bir ulusal havayolu ortaya çıktı.
Yeni şirket 30 Ağustos 1933’te resmen kuruldu. Merkezi Paris’teki 2 Rue Marbeuf adresinde bulunan şirketin artık bir filosu, yönetimi ve uluslararası hedefleri vardı. Ancak henüz herkes tarafından kolaylıkla hatırlanabilecek bir adı yoktu.

İsmi basın toplantısında bulundu
Yeni havayolunun ilk Genel Müdürü Louis Allègre, düzenlenen basın toplantısında salondaki gazetecilere de söz verdi.
Allègre, yeni şirket için uluslararası karşılığı olan ve herkesin anlayabileceği bir isim arandığını belirterek gazetecilerden öneri istedi.
O sırada Le Journal’da görev yapan ve havacılık konusunda uzmanlaşmış gazeteci Georges Raffalovitch söz aldı.
Önerisi yalnızca iki kelimeydi:
“Air France.”
Raffalovitch’in önerisi salonda oybirliğiyle kabul edildi ve yaklaşık bir asırdır dünya havacılığının en tanınmış markalarından biri olan Air France’ın adı böyle ortaya çıktı. Air France’ın resmi tarihçesi de şirketin isminin Raffalovitch tarafından önerildiğini doğruluyor.
Havacılığın ilk dönemlerine tanıklık etti
Tarihî kayıtlarda Georges Dreyfus-Raffalovitch adıyla da yer alan gazetecinin 1877-1953 yılları arasında yaşadığı belirtiliyor.
Raffalovitch yalnızca ticari havacılığın gelişimini takip eden bir gazeteci değildi. Birinci Dünya Savaşı döneminde havacılıkla yakından ilgilendiği, pilotluk yaptığı ve savaş sırasında ağır yaralandığına ilişkin tarihî kayıtlar da bulunuyor.
1920’li yıllarda havacılığın büyük rekor uçuşlarını ve dönemin öncü pilotlarını takip eden Raffalovitch’in, Atlantik aşırı uçuşların kahramanlarıyla bağlantısını gösteren tarihî belgeler de günümüze ulaşmış durumda.
Dolayısıyla Raffalovitch, havacılığın henüz bugünkü dev endüstriye dönüşmediği; pilotların dünya rekorları peşinde koştuğu, uzun mesafeli uçuşların büyük olay kabul edildiği bir dönemin gazetecilerindendi.

Air France 259 uçaklık filoyla başladı
Air France kurulduğunda oldukça büyük ancak son derece karmaşık bir filoyu devraldı. Şirketin resmi tarihine göre 1933’te filosunda 31 farklı tipten toplam 259 uçak bulunuyordu.
Yeni şirketin görsel kimliğinde ise Air Orient’den miras kalan kanatlı denizatı/ejderha kuyruklu at amblemi kullanıldı. Personelin daha sonra “La Crevette” (Karides) adını verdiği bu sembol uzun yıllar Air France’ın en önemli simgelerinden biri oldu.
Air France’ın resmi açılış töreni ise 7 Ekim 1933’te dönemin Fransa’daki en önemli havalimanı olan Paris Le Bourget’de gerçekleştirildi.
Bir gazetecinin iki kelimelik mirası
Georges Raffalovitch’in 1933’te bir basın toplantısında dile getirdiği iki kelimelik öneri, aradan geçen 93 yılın ardından hâlâ yüzlerce uçağın üzerinde ve dünyanın dört bir yanındaki havalimanlarında yaşamaya devam ediyor.
Havacılık tarihinin çoğu zaman pilotlar, uçak üreticileri ve büyük girişimciler üzerinden anlatılan hikâyesinde Raffalovitch’in yeri bu nedenle ayrı.

